Episodes

  • Çift Yarık (10. Bölüm) - Özşefkat: Kendine Acımak mı, Sahip Çıkmak mı?
    Jun 4 2026

    Birinci sezon boyunca insanın en eski sorularının peşinden gittik. Hayatın anlamı var mı diye sorduk. Özgürlüğün neden bazen bir armağan değil de yük gibi hissedildiğini konuştuk. Kaygının yalnızca kurtulmamız gereken bir duygu mu, yoksa yaşamın doğal bir parçası mı olduğunu tartıştık. Ölümün gölgesinde yaşamı, yalnızlığın içinde ilişkiyi, değişimin içinde kendimizi, kimliklerin ardında saklanan benliği ve kendiliği aradık. Frankl’ın anlam arayışına, Nietzsche’nin amor fati’sine, Sartre’ın özgürlüğüne, Kierkegaard’ın kaygısına, Yalom’un ölüm farkındalığına, Buber’in ilişkisine, Laing’in sahte benliğine, Kohut’un kendilik kavramına uzanan uzun bir yolculuğa çıktık. Ve sezonun sonunda fark ettik ki bütün bu sorular aslında tek bir sorunun farklı biçimleriymiş: “İnsan kendisiyle nasıl yaşar?” Çünkü anlamı bulsan da, özgürlüğünü kazansan da, yalnızlığını anlasan da, ölüm gerçeğiyle yüzleşsen de… Günün sonunda yine kendinle baş başa kalıyorsun. İşte bu yüzden sezonu özşefkatle kapatıyoruz. Bu bölümde özşefkatin ne olduğunu ve ne olmadığını; kendine acımakla kendine sahip çıkmak arasındaki farkı, içimizdeki eleştirmenin nasıl oluştuğunu ve insanın neden çoğu zaman kendisine en sert davranan kişi hâline geldiğini konuşuyoruz. Belki de insanın en büyük yarası, kusurlu olması değil; kusurlu olduğu için kendisini sevilmeye layık görmemesidir. Ve belki de bütün sezonun özeti tek bir cümlede saklıdır: Anlam arayışı, özgürlük mücadelesi, kaygı, yalnızlık ve ölümle yüzleşme… Hepsi sonunda aynı kapıya çıkar: Kendinden kaçmadan yaşayabilmek. Çünkü “Olduğum şeyi kabul ettiğimde değişmeye başlarım.” Bazen insanın çıkması gereken en uzun yolculuk, dünyanın bir ucundan diğer ucuna yaptığı yolculuk değildir. Kendi içine doğru yürüdüğü yolculuktur. Ve belki iyi yaşam; kusursuz olmak değildir. Her şeyi çözmek değildir. Kaygısız olmak değildir. Hiç hata yapmamak değildir. Belki iyi yaşam sadece şudur: Kendinden kaçmadan yaşayabilmek. Ve günün sonunda aynaya baktığında şunu söyleyebilmek: “Tam değilim. Eksiklerim var. Kırıldım. Yanıldım. Kayboldum. Ama bütün bunlara rağmen kendimi terk etmeyeceğim.” Çünkü belki de özşefkatin en sade tanımı budur: Kendine acımak değil. Kendini terketmeden sahip çıkmak. Bir sonraki sezonda görüşmek üzere. 🎙️ Çift Yarık’taydınız.

    Show More Show Less
    30 mins
  • Çift Yarık (9. Bölüm) - Ben Kimim? Cidden Soruyorum!
    May 21 2026

    İnsan hayatı boyunca birçok şey oluyor. Bir meslek oluyor. Bir role dönüşüyor. Birilerinin çocuğu, partneri, çalışanı, “güçlü olanı” oluyor.

    Ama bütün bunların arasında yavaş yavaş kendisine yabancılaşabiliyor.

    Çünkü bazen insan, hayatta kalabilmek için öyle çok rol taşıyor ki… en sonunda hangisinin gerçekten “kendisi” olduğunu unutuyor.

    Bazı insanlar gerçekten kendileri gibi yaşamıyor. Sadece kabul görecek bir versiyonlarını taşıyor.

    Bir süre sonra insan; olduğu kişiyle, olması gereken kişi arasında sıkışıp kalıyor.

    Gerçek benlik sessizleşiyor. İdeal benlik büyüyor. Sahte benlik ise hayatı yönetmeye başlıyor.

    Ve dışarıdan her şey normal görünse bile, insanın içinde tuhaf bir yabancılık hissi oluşuyor:

    “Sanki yaşadığım hayat benim ama… yaşayan ben değilim.”

    Bu bölümde; kimliklerimizin arkasına neden saklandığımızı, neden sürekli “daha iyi”, “daha başarılı”, “daha yeterli” biri olmaya çalıştığımızı, ve insanın kendisinden uzaklaşınca neden derin bir boşluk hissettiğini konuşuyoruz.

    Çünkü bazen mesele kendini bulmak değildir.

    Önce, kendin olmayan şeyleri fark etmek gerekir. Taktığımız maskeleri çıkarmak… Başkalarının sesiyle kurduğumuz benliği susturup, içeride hâlâ konuşmayı bekleyen o “kendilikle” karşılaşmak gerekir.

    Ve belki de hayatın en büyük cesareti şudur: Kimsenin alkışlamadığı bir yerde bile… kendin olarak kalabilmek.

    Show More Show Less
    32 mins
  • Çift Yarık (8. Bölüm) - Değişmeyen Tek Şey Biz Miyiz?
    May 7 2026

    Değişmek istiyoruz. Daha iyi olmak, daha güçlü hissetmek, farklı birine dönüşmek…

    Ama neden hep aynı döngülerin içinde buluyoruz kendimizi?

    Bu bölümde şunu konuşuyoruz: Gerçekten değişiyor muyuz, yoksa sadece aynı hikâyeyi farklı şekillerde mi yaşıyoruz?

    🔍 Değişim ve dönüşüm arasındaki fark 🔁 Hayatımızdaki tekrar eden döngüler 🧠 “Kötü inanç” ve kendimize söylediğimiz görünmez yalanlar ⚖️ Özgürlük, sorumluluk ve kontrol edebildiklerimiz 🌱 Terapinin bizi değiştirmekten çok kendimize yaklaştırma ihtimali

    Belki de mesele değişmek değil… aynı kalmanı sağlayan hikâyeyi fark etmek.

    🎯 “İnsan aynı hayatı tekrar etmez, aynı yapıyı tekrar eder.”

    Yeni bölüm yayında. Dinledikten sonra kendine şu soruyu sormayı unutma:

    “Ben gerçekten değişmek istiyor muyum, yoksa sadece iyi hissetmek mi?”

    Show More Show Less
    27 mins
  • Çift Yarık (7. Bölüm) - Stoacı Mı Sandın, Kabul Ettik Diye?
    Apr 23 2026

    Stoacı mısın… yoksa sadece yoruldun mu? “Kabul ediyorum” dediğimiz şey gerçekten bir güç mü, yoksa inceltilmiş bir kaçış mı? Bu bölümde: ▪️ Stoacılığın üç dönemini ve nasıl dönüştüğünü ▪️ Güçlü yanlarını ve tehlikeli yanlış yorumlarını ▪️ Varoluşçulukla çatıştığı noktaları ▪️ Modern dünyada neden bu kadar popüler olduğunu ▪️ Ve “kabul” ile “kaçış” arasındaki ince çizgiyi konuştuk Bazen bırakmak özgürlüktür. Ama bazen de yüzleşmekten kaçmaktır. Gerçek soru şu: Sakin misin… yoksa sadece donmuş mu? Unutma, Yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. bizimle iletişime geçmek için: mail: mentalolusum@gmail.com İnstagram https://www.instagram.com/mentalolusumdernegi/

    Show More Show Less
    36 mins
  • Çift Yarık (6. Bölüm) - Yalnızlığın Akı ve Karası
    Apr 16 2026

    Çift Yarık (6. Bölüm) - Yalnızlığın Akı ve Karası Yalnızlık mı yalıtılmışlık mı… Kaçtığımız mı, yoksa zaten içinde doğduğumuz bir hakikat mi?

    Bazen kalabalıkların ortasında hissedilir, bazen de en derin sessizlikte kendini ele verir. Ama her yalnızlık aynı değildir. Bir yalnızlık vardır; insanı kendine yaklaştırır, iç sesini berraklaştırır. Bir yalnızlık vardır; insanı kendinden uzaklaştırır, yabancılaştırır.

    Bu bölümde şu sorunun peşine düşüyoruz: Yalnızlık bir seçim mi, yoksa kaçınılmaz bir sonuç mu?

    Varoluşsal yalnızlıkla izole olmayı ayırıyoruz. Çünkü biri insan olmanın özü, diğeri ise çoğu zaman görülmeyen bir kırılmanın izidir. Sessizliğin içindeki sesi, yani kendimizi duymanın mümkün olup olmadığını sorguluyoruz.

    “Unutma… yağmurun yağdığı kadar ıslaksın güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.”

    Belki de mesele yalnız kalmak değil, yalnızlığın içinde kiminle kaldığımızdır.

    “Yalnızlığın Akı ve Karası” şimdi yayında. Kendinle karşılaşmaya hazır mısın?

    bizimle iletişime geçmek için: mail: mentalolusum@gmail.com İnstagram https://www.instagram.com/mentalolusumdernegi/

    Show More Show Less
    32 mins
  • Çift Yarık (5. Bölüm) - Ölüm Konuşulursa Yaşam Ne Der?
    Apr 9 2026

    Öleceksin. Ama asıl soru bu değil.

    Ya gerçekten yaşamıyorsan?

    Ertelediklerin var: söyleyeceklerin, deneyeceklerin, seveceklerin… Sanki zamanın sonsuzmuş gibi.

    Ama çoğu zaman, ölümden değil— yaşamamış olmaktan korkarız.

    İçimizde kalan cümleler, yarım bırakılan yollar, hiç başlanmayan hayatlar…

    Irvin D. Yalom’a göre, ölüm farkındalığı insanı felç etmez — uyandırır.

    Belki de mesele ölümden kaçmak değil, onun ışığında nasıl yaşayacağını seçmek.

    Show More Show Less
    34 mins
  • Çift Yarık (4. Bölüm) - Kaygı Da Bir Yol Arkadaşı Mı?
    Apr 2 2026

    Kaygıdan kaçıyoruz… peki ya o aslında bizi bir yere çağırıyorsa? Kaygı neden bu kadar “kötü” bir şey olarak görülüyor? Ya bastırılması gereken bir duygu değilse? Bu bölümde kaygıya biraz daha yakından bakıyoruz: Onu susturmak mı gerekiyor, yoksa dinlemek mi? Søren Kierkegaard’ın dediği gibi, kaygı belki de özgürlüğün baş dönmesidir. Umut, umutsuzluk ve varoluşsal kaygı… Hepsi, yaşamla kurduğumuz ilişkinin bir parçası olabilir mi? Belki de mesele kaygıyı yok etmek değil, onunla yaşayabilmek. bizimle iletişime geçmek için: mail: mentalolusum@gmail.com İnstagram https://www.instagram.com/mentalolusumdernegi/

    Show More Show Less
    Not Yet Known
  • Çift Yarık (3. Bölüm) - Seçtin De Ne Oldu? -Özgürlük, Seçim ve Sorumluluğun Ağırlığı
    Mar 26 2026

    Özgürlük çoğu zaman arzulanan bir şey olarak sunulur. Ancak varoluşçu perspektifte özgürlük, aynı zamanda ağır bir yük taşır.

    Jean-Paul Sartre’ın “insan özgürlüğe mahkûmdur” ifadesinden yola çıkarak bu bölümde; seçim yapmanın kaçınılmazlığını, bu seçimlerin doğurduğu sorumluluğu ve bireyin bu yükle nasıl başa çıkabileceğini ele alıyoruz.

    Seçmemek de bir seçim midir? İnsan gerçekten özgürlüğünden kaçabilir mi? Yoksa kaçtığını sandığı yerde bile seçim yapmaya devam mı eder?

    Bu bölüm, özgürlüğü romantize etmek yerine, onun varoluşsal ağırlığını anlamaya davet ediyor.

    Show More Show Less
    19 mins