Bu bölümde, çoğumuzun çok iyi bildiği ama adını koymakta zorlandığı bir paradoksun içine giriyoruz: Neden en nazik olmamız gereken insanlara karşı bazen en kırıcı sözleri söylüyoruz?
Sevgi eksikliğinden değil; çoğu zaman bağlanma yaralarından, duygu düzenleme zorluklarından ve fark etmeden devreye giren savunma mekanizmalarından (yansıtma, yer değiştirme) konuşacağız. Yakın ilişkilerde sık görülen talep–geri çekilme döngüsünü, “zihnimi oku” beklentisini ve ilgi ihtiyacının kavgaya dönüşmesini masaya yatıracağız.
Son bölümde ise, o an geldiğinde işinize yarayacak BDT temelli pratikler paylaşacağız: öfkenin altındaki duyguyu yakalamak, otomatik düşünceleri test etmek, “ben dili”, mola verme kuralı ve aktif dinleme. Bölümü tek bir soruyla kapatıyoruz:
“Şu an ne hissediyorum… ve aslında neye ihtiyacım var?”
Bir dahaki sefere dilinizin ucuna o kırıcı cümle geldiğinde, kendinize şunu sorun: “Şu an ne hissediyorum ve aslında neye ihtiyacım var?” Çünkü bazen en büyük cesaret, saldırmak değil; incinen yeri dürüstçe ifade edebilmektir.